ENGEL’SİZ’SİNİZ!
3 Aralık 2017 Pazar 11:54

Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Hemen hemen her gün sokakta, toplu taşımada ya da yanı başımızda birçok engelli vatandaşa rastlayabiliyoruz. Onlar bizlerin tahmin ettiğinden daha güçlü ve başaramayacakları hiçbir şey yok. Onlara tek engel, bizlerin bilinçsizliğinden başkası değil. Onlardan biri olan Yiğit Caner Aydın da Radyo Trafik Marmara’da yaşadıklarını ve başarılarını anlattı. Ayrıca Türkiye Omurilik Felçliler Derneği Başkanı Ramazan Baş da yayına katılarak engellilerin yaşadığı sorunları ve yapılması gerekenleri dile getirdi.

HER GÜN BİRÇOK ENGELLİ YAŞAMDAN SOYUTLANMAK ZORUNDA KALIYOR

Kendisi de bir omurilik felçlisi olan Türkiye Omurilik Felçliler Derneği Başkanı Ramazan Baş, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü için konuştu:

“10 -16 Mayıs Türkiye Engelliler Günü, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü gibi özel günler sorunlarımızı dile getirmek için bizlere bir fırsat oluyor. Bu sorunlar her gün yaşanıyor. Her gün birçok insan toplumsal yaşamdan soyutlanmak zorunda kalıyor, sanat, spor gibi etkinliklere katılamıyor. Birlikte yaşamı paylaşamıyorlar. Tabii böyle geldi böyle gitti gibi bir şey söylemek istemiyorum. Kimseye de haksızlık etmek istemiyorum. Özellikle son 5-6 yılda İstanbul’dan söz edeyim, Türkiye İstanbul demek değil ama çok önemli yol kat ettik. Ancak Anadolu’da daha çok imkan bulanamadığı içinde İstanbul’dan örnek vereceğim. Toplu taşıma araçlarına baktığımızda çoğunu engelliler kullanıyor ancak herkesin yaşadığı yerlerde uygun olan araçlar kullanılabiliyor mu? Hepsi için evet diyemiyoruz. Yine mimari konularda kamu hizmeti veren yerlerde bile bu sorunlar yaşanabiliyor. AVM’lerde engelliler için olan yerlere araçlar park edilebiliyor. Ya da toplu taşımalarda metro, metrobüs, tramvaylarda bakıyorsunuz iş saatlerinde özellikle bir anda insanlar kalabalık oluyor, engelliler için yapılmış özel yerlere engelliler giremiyor. Onun için sadece yerel yönetimlere değil yasayı uygulamakla görevli olan, yetkili olan kurumlara değil ben buradan tüm topluma vatandaşlarımıza da çağrıda bulunmak istiyorum. Bu konularda lütfen hassas olsunlar. Araçlarını park etmek için kaldırımlara yapılan rampaların ne anlama geldiğini göz ardı etmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sabah evinden çıkıp işine gidecek olan zor şartlarda bir iş bulmuş engelli siz o rampaya arabanızı park etiğinizde belki oradan çıkıp işine gidemeyecek, geç kalacak. Bunlara toplumunda vatandaşlarımızın da dikkat etmesi gerekiyor.”

“HALDEN ANLAMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

“Biraz halden anlamaya ihtiyacımız var. Tüm toplumun. Öncelikle ben demek yerine insanların başkalarının da ihtiyaçlarını düşünmeye ihtiyaçları var. Engellileri tanımaya ihtiyacı var toplumun çok önemli bir kısmı engelli ya da engelli tanıdığı olarak yaşıyorlar toplumda. Her birimiz engelli adayıyız aynı zamanda. Yani bunu düşünmek gerekiyor. İlle de başımıza bir şey gelmesi gerekmiyor.”

“200 bini aşkın omurilik felçlisi var sadece, diğer engel gruplarında da birçoğu engellendiği için üretemiyor. Tüketmek zorunda kalıyorlar bu da bütün topluma yansıyor.”

İŞ YERLERİNE SESLENDİ

“İş yerleri %3 engelli çalıştırmak zorundalar. 50 kişiyi geçen yerler ama birçoğunda bu uygulama yapılmıyor. Her ay için 1800 liranın üzerinde bir cezai yaptırımı var. Ancak bazı iş yerleri erişim sorunlarını gidermek için para harcamaları gerekiyor ya da servis koymaları gerekiyor ağır engel grubu için. Onun için böyle daha çok ayağı aksayan, kısmi görme engelli olan kişileri tercih ediyorlar. Bazılarında hiç engelli çalışmıyor. Bu nedenle engelli istihdamına lütfen önem versinler. Bu konuda eğitim alan kişilerin görecekler ki diğer insanlardan hiçbir farkı yok. Üreterek kendilerine çok faydalı olabilir. Bir de cezai yaptırımdan kurtulmuş olurlar.

“ENGELE RUHSAT VERMESİNLER”

“Ben 3 Aralık nedeniyle değil ama tüm günler nedeniyle yerel yöneticilere belediye başkanlarına seslenmek istiyorum; lütfen engelli standartlarına uymayan projeleri onaylamasınlar. Çünkü yetki onlarda. Onlar bunları onaylayınca bütün yollar engellerle dolu oluyor. Bu yüzden engele ruhsat vermesinler. Bir cadde düşünün siz arabanızı birkaç sokak geriye park ederek yürüyebiliyorsunuz ama onlar yapamıyor. Bir engelli kendi arabasıyla bir yere gidiyorsa orada mutlaka onlar için ayrılan cepler, park yerleri olmalı. Yaşamı bu şekilde düzenlediğinizde bunun bütün herkese faydası var. Bu çocuk arabası kullanan biri, hamile, yaşlı, çocuk herkes bu standartlardan yararlanabilir. Bunun için biz hep evrensel standartlar uygulanmalı diyoruz. Yollarda derin derin o çukur gibi yağmur olukları herkes için tehlike. Bakın hiçbir işe yaramaz onlar. Yani yağmur tahliye etmez, çöp toplayıcı diyoruz biz onlara. Bunlar bizler için hareket kısıtlılığı demek. Hareket kısıtlılığını sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar bu şekilde. Hem para harcıyorlar, vergilerimizi harcıyorlar hem de ne işe yaradığı belli olmayan bu tip şeyler yapıyorlar. Mesela kaldırım 1cm eğim verirsiniz balık sırtı gibi. Caddelere sokaklara 1cm ya da içeriye doğru verilen eğime yine tahliye edici bir şey koysalar bu hiçbir şeyi engellemez. 20cm -25 cm kaldırımlar var. Atın, sökün onları gitsin. Araçlar park etmesin diye dubalar, mantarlar koyulabilir. Bunlar bütün insanların faydasına olur. Ancak nereye giderseniz gidin bunlar karşınıza çıkıyor maalesef.”

ÖRNEK ALINACAK BİR İNSAN OLMAK İSTİYORUM”

Omurilik felci geçirdikten sonra hayata umutla tutunan ve büyük başarılara imza atan Yiğit Caner Aydın da, geçirdiği kazayı ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“KENDİME BİR SÖZ VERDİM”

“2013 senesinde arkadaşıma yardım ettiğim bir fuar gününde başıma stant devrildi ve boyun omurum kırıldı. Akabinde omurilik felci geçirdim. Göğsümden aşağısı ve ellerim felçti. 6 gün yoğun bakımda hayat mücadelesi verdim. Açıkçası doktorlar %20’lik bir yaşam şansı vermişler. Ben yoğum bakımda o mücadeleyi kazandım. Sonrasında sekiz ay hastanede kaldım. Orada çok yoğun bir tedavi süreci geçirdim. Çok büyük sağlık problemleri yaşadım. Doktorların gözünde tekerlekli sandalyeye oturmam bile bir mucizeydi. Devamında 2 buçuk sene kadar fizik tedavi gördüm. 2016 yılının başında şu anki takım arkadaşlarımdan Naci Öner’in tavsiyesiyle okçuluğa başladım. Bir gün kendisini okçular vakfında ziyaret ettim. Ben de atışlarını izledim. Tabii çok hoşuma gitti. Kendimi fiziksel olarak ve engelime uygun olarak hem de mental anlamda uygun bulacağımı düşündüm. Ve merakımdan onu atış yaptığı yayı elime almak istedim. O gün yayı ele almamla yayı tuttuğum tarafa devrilmem bir olmuştu. Hayatım boyunca mücadeleci bir insan oldum. Asla yaşadığım hiç bir şeyin ardından pes etmedim. O günde kendime bir söz verdim. O yayı ben de elime alacağım, ben de atışlar yapacağım. Kendime gerçekten çok büyük hedefler koymuştum. Tabii insanlar ilk başta bunu çok ön görmüyorlardı. Benim sosyalleşmem amacıyla hobi olarak yapmamı destekliyorlardı. Sonrasında ben yaklaşık 4-5 ay sadece lastikle, kulübe giderek antrenmanlar yaptım. Çok büyük sabır gösterdiğimi düşünüyorum bu konuda. Yine devamında vücut koordinasyonunu ve kuvveti sağladıktan sonra kollarda kulübüm eve uzak olduğu için kendime bir yay aldım. Evimin altında bodrumda bir yer oluşturdum. Ve yine ailemin yardımıyla günlük 5-6 saatlik antrenmanlar yaptım. Gerçekten benim gelişimime çok büyük katkı sağladı. Tabii milli takım hocalarım da bu potansiyelimi görünce beni gelişim kampına davet ettiler. Oradaki hocalarımın desteğiyle bir anda dünya standartlarında puanlar almaya başladım. Son olarak da Eylül ayında Çin’de düzenlenecek dünya şampiyonası kadrosuna seçildim. Ve dünya şampiyonasında takım arkadaşlarımla birlikte iki dünya rekoru kırarak şampiyonluğa ulaştık. İstiklal Marşımızı okuduk, bayrağımızı en yukarı çektik. Bu benim için gerçekten çok gurur vericiydi. Çok mutlu hissediyorum bu konuda. 21 yaşındaydım ben bu kazayı geçirdiğimde, çok sosyal bir insandım. Bir anda kendimi hastane odasında buldum. Gerçekten çok zor bir durumdu, gerçekten. Kendimi çok çaresiz hissettiğim zaman oldu ama ben kendime şu soruyu sordum: ‘Gerçekten insanlar bana baktığında acıyarak mı bakıp, üzülüp, şükredecekleri bir insan mı olmak istiyorum. Yoksa gerçekten örnek alınacak bir insan mı olmak istersin?‘ diye sordum. Ve ben hep bu yolda ilerlemeyi tercih ettim. Pes etmedim. Emeklerimin karşılığını da aldım. “

Azmin ve başarının örneği olan engelli vatandaşlarımızdan öğreneceğimiz pek çok şey var. “Benim başıma gelmez, benim sorunum değil” demeden bu konudaki farkındalığımızın artması gerekiyor. Unutmayalım ki, duyarlı ve bilinçli bir toplum huzurlu bir yaşama olanak sağlar.

@radyotrafik