KORONAVİRUS - DÜŞEN YOLCU SAYILARI VE ÖHO İŞLETMECİLERİNİN BEKLENTİLERİ
8 Nisan 2020 Çarşamba 15:14

İstanbul / Uğur Dursun

Kovid - 19 pandemisi ile mücadelede sosyal izolasyon en önemli başlığı oluşturuyor. Belli bir yaş aralığı için sokağa çıkma kısıtlamaları getirilirken toplumun geneli da zorunda olmadıkça evden çıkmamaları yönünde uyarılıyor. Böyle bir ortamda haliyle toplu taşıma kullanımı da belirgin şekilde azaldı. Örneğin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi verilerine göre megakentte toplu kullanım oranı %80'ler oranında düştü

Sokakta insan sayısının azaldığı, toplu taşıma kullanımının alt seviyelere düştüğü bu günlerde halk otobüsü sahipleri, işletmecileri ve şoförleri de birçok sektörde olduğu gibi zor durumda. Ekonomik olarak sıkıntılı günler geçiriyorlar. Ayrıca onların evden çalışma gibi bir ihtimalleri de yok. Ulaşım sektörü çalışanları da riskli gruplar arasında yer alıyor. 

Kovid - 19 pandemisinde hem riskli grupta yer alıp hem de ekonomik olarak sıkışmışlık içinde olan ancak işi de devam ettirmek zorunda olan halk otobüsü sahipleri, işletmecileri ve şoförlerine kulak vermek istedik. Bu kapsamda da TÜHOB (TÜM Özel Halk Otobüsleri Birliği) Başkanı Ercan Soydaş ile Radyo Trafik ortak yayınında konuştuk. 

İSTANBUL'DA 15 HALK OTOBÜSÜ ŞOFÖRÜNDE KORONAVİRÜS VAR

Türkiye genelinde 22 bin civarında özel halk otobüsü olduğunu söylüyor Başkan Soydaş ve bunların her birinin sıkıntıda olduğunu vurguluyor. Sektör olarak zor durumda olduklarını anlatan Soydaş çalışanlarının da risk altında olduğunu belirterek İstanbul'da 15 şoförün yeni tip koronavirüse yakalandığını ve tedavilerinin devam ettiğini aktarıyor. 

"Özel Halk Otobüslerinin şöyle bir diğer sektörlerden farkı var; kamu hizmeti yaptığımız için biz hizmete devam ediyoruz, biliyorsunuz. Zorunlu işine gitmek zorunda olanlar var. Onları taşımak zorundayız. Dolayısıyla en çok etkilenen sektörlerden bir tanesiyiz. Bütün esnaf grupları, bütün iş kolları devletten destek bekliyorlar. Özel Halk Otobüslerinin farkı şu; bunu özellikle belirtmekte fayda var... Biz şu anda ücretsiz taşımayı zaten yapıyoruz. Şimdi bir de sağlıkçılarımız var, onlar hak ediyor sonuna kadar hiçbir problemimiz yok, onları da ücretsiz taşıyoruz. Sürekli ertelenen, devlet tarafından ertelenen, belediyeler tarafından ertelenen borçlar birikti ki uzun vadede tekrar önümüze gelecek bu ödemeler. Onun dışında bir de şimdi günlük borçlanıyoruz. Dolayısıyla bunun için destek istiyoruz hükümetimizden ve belediyelerimizden destek istiyoruz. Yolcu oranlarını siz de takip ediyorsunuz. Biliyorsunuz artık 'Elektronik Ücret Toplama Sistemi' var bütün illerimizde. Orada yolcu oranlarımız belli, taşıdığımız yolcu sayıları ki %50 kapasite kuralı uygulanıyor biliyorsunuz İçişleri Bakanlığının genelgesiyle. Dolayısıyla zor durumda olan bir sektörüz, fedakarlık yapıyor arkadaşlarımız. Çalışanlarımız da risk altındalar. İstanbul'da 15 tane arkadaşımıza Covid teşhisi kondu, tedavileri devam ediyor. Şifa diliyoruz onlara da ki onlarla birlikte tüm hastalarımıza şifa diliyoruz. İnşallah bu süreci toplum olarak, millet olarak en az hasarla geçeriz."
 
"İŞİ DURDURMAK GİBİ BİR ŞANSIMIZ YOK"

Ulaşım sektörünün genelinde birçok alanda olduğu gibi salgın kaynaklı sıkıntılar yaşandığı bir gerçek. Birçok belediye ise bunun farkında ve özel halk otobüslerini de kapsayan adımlar atılıyor. TÜM Özel Halk Otobüsleri Birliği Başkanı Ercan Soydaş da başta İstanbul ve Ankara olmak üzere kimi belediyelerin sıkıntılarını çözebilmek için adımlar attığını ve bu adımları önemsediklerini söylüyor. 

"Paydaşları da dertleri dinleyerek çözüm üretme noktasında sayın İmamoğlu'nun (İBB Başkanı) attığı adımı çok önemsiyoruz. Daha önce Ankara'da Mansur Bey (ABB Başkanı) ödemeleri erteledi ki Mansur Bey de şimdi bir çalışma yaptırıyor. Kanunlarla ödeme yapılması biraz sıkıntılı gözüküyor. Onunla ilgili Cumhurbaşkanımızın da talimatıyla bir düzenleme yapılıyor Belediye Başkanlarının destek vermesi yönündeki engeli kaldırmaya çalışıyorlar kanunla şimdi. Dolayısıyla sayın İmamoğlu'nun attığı adımı çok önemsiyoruz. Diğer illerde, Manisa'da ödemeleri bir süre erteledi Belediye Başkanı. Samsun'da, Ordu'da bu tip uygulamalar yapıldı. Ama genele yayılması gerektiğini düşünüyoruz onun için de İBB Başkanımızın attığı adımı önemsiyoruz. Ankara'da da bir çalışma yapıyor Mansur Bey. İnşallah esnaflarıımızın uzun vadede iflas etmeden ayakta kalabilmeleri için bu süreçte mutlaka desteklenmeleri gerekiyor. Bunun için sürekli bir şeyler anlatmaya gayret ediyoruz. Aslında dikkat edilecek husus şu; çalışmak zorunda olan meslek gruplarımız var, marketlerimiz, kargocularımız, eczacılarımız. Kamu görevlilerini saymıyorum. Basın mensubu arkadaşlarımız sahadalar. Marketçilerimiz, pazarcılarımız, kargocular gibi meslek grupları yaptıkları hizmet kadar bedelini alıyorlar zaten. Tamam dükkanları kapalı, birçoğu kapattı esnaf gruplarımızın ama en azından zarar etmiyorlar. Bizim şimdi işi durdurmak gibi bir şansımız olmadığı için, hizmete devam ettiğimiz için günlük de borçlanıyoruz, bu arada arkadaşlar her gün içeri giriyor, esnaf arkadaşlarımız. Dolayısıyla diğer meslek gruplarıyla çok kıyaslanmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü örnek veriyorum; market bugün sattığı ürün kadar gelirini alıyor zaten diğer konularda da işten uzaklaştırılanlar, işine son verilenlere belediyeler, devletin kurumları destek veriyorlar. Kamu kurumu çalışanlarını hiç saymıyorum zaten biliyorsunuz maaş garantisi var, bir şekilde maaşlarını alıyorlar. Burada zor durumda olan esnaf grubu olarak hükumetimizden ve belediyelerimizden destek almamız gerektiğini düşünüyoruz. Bunu da şöyle anlamasın hiç kimse; 'Ya tek zor durumda olan bu sektör mü?' diye. Az önce saydığım gerekçelerle biz çalıştıkça zarar ediyoruz. Habire borçanıyoruz. Bir de ötelenen borçlar var biliyorsunuz. Vergiler, sosyal güvenlik primleri, belediyelerin ertelediği alacakları var. Onlar hep üst üste gelecek şimdi bu süreç tamamlandıktan sonra. Bir de bu günümüzde her gün güncel olarak akaryakıttı, personel gideriydi bunlar üzerine borç olarak ilave ediliyor. Dolayısıyla zor bir sektörüz, inşallah bu süreci desteklerle aşacağımızı düşünüyoruz."

SEKTÖRÜN TALEBİ NE?

TÜM Özel Halk Otobüsleri Birliği Başkanı Ercan Soydaş bu sürecin sektör adına daha az zararla atlatılabilmesi ve devam edebilmesi adına desteğin şart olduğunu söylüyor. Akaryakıtta ÖTV yada KDV indirimi gibi teşviklerin düşünülmesi gerektiğini söyleyen Soydaş hem hükümetten hem de belediyelerden destek istiyor.

"Biz taleplerimizi Hazine ve Maliye Bakanlığına, Aile Bakanlığına ilettik. Mesela ÖTV indirimi yapılabilir akaryakıtta. Ki bu toplu taşıma çok maliyetli bir sektör, aslında kalıcı olarak yapılması lazım ÖTV indirimi. Çünkü belediyeler de artık iflas noktasına geldi toplu taşımada. Biliyorsunuz ücretsiz ve indirimli taşıma çok fazla. Dolayısıyla mazotta ÖTV veya KDV indirimi istedik. Aile Bakanlığı 65 yaş üzeri yaşlılarımız ile ilgili bir gelir desteği veriyor. İstanbul ve Ankara'ya 1330 lira aylık, diğer büyükşehirlere 1000 lira, diğer normal belediyelere, illere de 800 lira gelir desteği veriyor. Bu gelir desteğinin artırılması ki zaten bu gelir destekleri taşıdığımız ücretsiz yolcunun bir buçuk günlüğüne tekabül ediyor. Yani normalde de bu salgın döneminden öncesinde de ücretsiz taşıma büyük bir problemdi ki tamamen tekrar elden geçirilmesi lazım. Dolayısıyla Aile Bakanlığından gelir desteğinin artırılmasını istedik, Maliye Bakanlığından mazotta ve akaryatıtta ÖTV ve KDV indirimi yapılabilir ki yapılan iş kolları var biliyorsunuz hava yollarında, deniz yollarında akaryakıtta ÖTV indirimleri uygulanıyor. Toplu taşıma biliyorsunuz toplumun zorunlu ihtiyacıdır, lüks ihtiyaç değildir. Dolayısıyla bu sektörün kalitesini artırması için ve bu süreçte ayakta kalabilmesi için bu tip destekler şart. Ayrıca belediyelerimizin de bu imkanı var. Kilometre başına bir destek verebilir belediyelerimiz onları da çok sarsmayacak şekilde. Çünkü Özel Halk Otobüsleri her ilde artık yaygınlaşıyor, siz de takip ediyorsunuz yakından. Neden yaygınlaşıyor? Belediyeler artık bu yükü kaldıramıyorlar çünkü maliyetli bir sektör. Personel giderleri, araç bakım giderleri, araç maliyetleri, amortisman giderleri çok yüksek olduğu için özelleştirme yoluna gidiyorlar. Belediye Başkanlarımızdan bizim ricamız şu; bu sektörü diğer ticari araçlarla çok kıyaslamamaları lazım. Çünkü hiçbir  ticari araçta olmayan, işte yolcu başına pay alıyorlar belediyeler, aylık ruhsat paraları alıyorlar, devir ücretleri alıyorlar... Belediyelere hem ek gelir oluyor hem de kendi zararlarından kurtulmuş oluyorlar. Dolayısıyla bu süreçlerde özellikle belediye başkanlarımızın bu sektörü desteklemesi lazım. Esnaf teşkilatımızın ayakta kalabilmesi için. Çünkü Türkiye genelinde 22.000 halk otobüsü, 28.556 esnafımız var ortaklarıyla birlikte. Bu sektörün mutlaka desteklenmesi gerekiyor ve yollarını, yöntemlerini az önce saydığım gibi devletimize de belediyelerimize de çok yük olmayacak talepler diye düşünüyoruz."

OTOBÜSLERİN DEZENFEKSİYONU

Yaşadığımız salgın sürecinde en önemli konulardan biri de temizlik. Sosyal mesafe ile birlikte vatandaşlara sık sık ellerini yıkamaları, ellerini yüzlerinden uzak tutmaları ve ellerini toplu alanlardaki yüzeylere temas ettirmemeleri isteniyor. Ancak toplu taşıma kullanmak zorunda olanlar için bu tavsiyelerin çoğuna uymak zor. Bu kapsamda bizde Soydaş'a araçlarındaki dezenfeksiyon işlemini soruyoruz: 

"Destek veren belediyeler var. Özellikle kendi belediyelerimiz kendi ekipmanlarıyla hijneyik temizliklerini, dezenfektan işlemlerini yaptırıyorlar. Bazı illerimizde kendi imkanlarımızla arkadaşlarımız genelde en geç 2 seferde bir dezenfaktan işlemleri yapılıyor araçlarımızda. Örneğin Ankara'da maskeleri, yolcularımıza dağıttığımız maskeleri ve hijyende kulandığımız o dezenfektanı Büyükşehir Belediyesi gönderiyor bize. Bazı hatlarımız kendi imkanları ile yaptırıoyrdu şimdi ABB gönderiyor maskeleri ve temiz hijyen malzemleri. Diğer illerde de bunun örnekleri var. Sağolsunlar belediye başkanları bu konuda duyarlılar. Bütün illerde otobüslerin temizliğine, hijyenik temizliğine özellikle dikat ediyorlar. Her türlü desteği de veriyorlar. Bazı illerde de arkadaşlarımız kendi imkanları ile ihmale mahal vermeden mutlaka hijyenik temizliklerimizi araçlarımzın yaptırıyoruz." 

ARAÇ İÇİNDE SOSYAL MESAFE KURALININ UYGULANMASI 

Salgınının ülkemizde görülmesiyle birlikte İçişleri Bakanlığı yayımladığı bir genelgeyle şehir içi toplu taşıma araçlarında yolcu taşıma sayıları ile ilgili değişikliğe gitti. Buna göre; araçların ruhsat kapasitenin ancak yarısı kadar yolcu taşınabiliyor. Ayrıca araç içinde yolcuların da sosyal mesafe kuralına dikkat etmeleri isteniyor. Peki, bu süreçte halk otobüsü şoförleri ile yolcular arasında bir sorun yaşanıyor mu? Ercan Soydaş bu genelgenin uygulamadaki durumunu şu sözlerle anlatıyor:  

"Şimdi biz tedbir aldık Türkiye genelinde bütün araçlarımızda özellikle ikili koltuklara tek oturmaları yönünde. Uyarı işaretleri koyduk koltuklarımıza. Bazı yolcularımızdan maalesef 'Bana karışamazsınız, ben istediğim yere otururum!' gibi tepkiler alıyor şoför arkadaşlarımız. Ayakta yolcu konusunda da biliyorsunuz ruhsat kapasitesinin yüzde ellisi genelgeye göre ama ona rağmen bizim arkadaşlarımız aracın içerisinde - ortalama 12 metrelik araçlarda yarı kapasite 50 kişi demektir - 35 kişi ile sınırlı tutuyorlar. Ayakta çok birbirine insanlar yakın olmasın diye ve sürekli arkadaşlarımız uyarıyorlar 'Sosyal mesafeye lütfen uyalım!', çok yakın durmasın diye yolcularımız. Oturaklarda da birer kişi oturtmaya gayret ediyoruz ki şuanda düzene girdi. Zaten Türkiye genelinde de İçişleri Bakanlığının bu konuda aktif denetimi var. Yani suistmal edilmesi mümkün değil. Genelde arkadaşlarımız, şoför arkadaşlarımız, çalışan arkadaşlarımz da sürekli uyarıyorlar yolcularımızı. Zaten maskesiz de bindirmiyoruz artık biliyorsunuz." 

HALK OTOBÜSÜ ŞOFÖRLERİNİN DURUMU

Bazı meslek grupları "Evde kal!" çağrılarına istese de yanıt veremeyiyor. Ulaşım sektöründe de şoförlük bunlardan biri. Özel Halk Otobüsü şoförleri de şehir içi ulaşımın devam etmesi için her gün risk altında da olsa çalışmak zorunda. TÜM Özel Halk Otobüsleri Birliği Başkanı Ercan Soydaş'a bu noktada şoförler için alınan önlemler olup olmadığını soruyoruz. 

"Şimdi kendi hijyenlerine dikkat etmeleri konusunda sürekli uyarıyoruz. Maskesiz araç kullanmıyorlar ve kendi hijyenlerine dikkat ediyorlar. Onun dışında şimdi işyerlerindeki gibi mesela vardiyalı çalışma ki zaten biliyorsunuz bizde de vardiyalı iki şoför çalıştırıyoruz her gün sabah öğleye kadar 8 saat kuralına uymak için ondan sonra ayrı bir mesai arkadaşımız görev yapıyor. Ücretsiz izin vermek, uzaklaştırmak gibi birşey söz konusu değli. Mecburen hepsi fedakarca çalışıyorlar. Kendilerine dikkat etmelerini aileleri için, toplum için önemle uyarıyoruz, sürekli kendilerine dikkat etmeleri gerektiğini. Bazı illerimizde biliyorsunuz panel yapıldı. Şoförle vatandaşın ilişkisini, temasını kesebilmek için. Maske taktırıyoruz zorunlu olarak." 

Söyleşinin tamamını dinlemek için:

@radyotrafik