TRAFİK HAFTASI ÖZEL / AKADEMİSYENLERDEN TAVSİYELER
9 Mayıs 2020 Cumartesi 19:37

Trafik Haftası’na özel yayınlarımız kapsamında, salgın döneminin psikolojik yanından, ulaşımda geldiğimiz son durumu ve salgın sonrası beklentileri akademisyenlerle konuştuk. Şehir Plancısı Doç. Dr Kevser Üstündağ, Psikolog İdil Işık ve Trafik Mağdurları Derneği Başkanı Yeşim Ayöz Radyo Trafik’e konuk oldu.

 “PANDEMİDE MASKESİZ ÇIKMIYORSAK, TRAFİKTE DE KEMERSİZ ARAÇ KULLANMAMALIYIZ”

Koronavirüs salgının döneminde trafikteki değişime değinen Trafik Mağdurları Derneği Başkanı Yeşim Ayöz, denetimin sürekliliğine dikkat çekti, trafik kuralları ve yargının eş olması gerektiğini savundu. Bana bir şey olmaz mantığının devam ettiğini belirten Ayöz, “Sokağa çıkma yasağı kalktığı zaman trafik yine artacak ve hız yine yollarda en tehlikeli şey haline gelecek. Uygulama yerleşik olmayınca yine kazalar ve ölümler oluyor. Trafik kurallarını içselleştirmeliyiz. Nasıl ki pandemide maskemizi takmadan çıkmıyoruz, trafikte de kemer takmadan araç kullanmamalıyız.” dedi.  

“SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR TRAFİK ANLAYIŞIMIZ YOK!”

Kademeli trafiğe çıkma düzenlemesinin salgın korkusuyla yapılabileceğine dikkat çeken Ayöz, bu değişimin çok iyi bir denetimle olması gerektiğine değinerek şunları söyledi: “Belki bu salgın korkusuyla bu dönemde kademeli trafik yerleştirilebilir. Ama bizim sürdürülebilir bir trafik anlayışımız yok. Denetimler sürekli olmalı. Belki bu sürekliliği sağlasak daha başarılı olabilirdik. Bisiklet yoluna bir aracın girmeyeceğinin garantisi yok, trafik ışıklarında bir aracın geçmeyeceğinin garantisi yok, denetim sürekli olmalı ve yerleşmeli. İnsan odaklı hareket etmeliyiz.”

“NASIL Kİ TRAFİKTE BANA BİR ŞEY OLMAZ DÜŞÜNCESİ VAR PANDEMİDE DE BU OLACAK”

Trafikte ve salgın döneminde insan psikolojisi üzerine açıklamalar yapan Psikolog İdil Işık,
insanların trafikte bilinçli bir şekilde düşünmediğine değinerek, anlık kazanımları kar sayan psikolojiye dikkat çekti.  Işık: “Aslında davranışlarımızın sonucu tahmin edebiliyoruz. Mesela hız limitini aşınca kaza yapacağımızı tahmin edebiliyoruz. Ama insan diyor ki her hız limitini aştığımda kaza yapmıyorum, her kaza ölüme yol açmayabilir, sadece maddi hasarla sonuçlanabilir. Tüm bu düşünce sistemi kayıp olasılığım nedir kazanımım nedir şeklinde oluyor ve kayıplar hemen ortaya çıkmadığı için anlık kazanımları kar sayıyor insan, mesela bir yere yetişmek gibi. Koronada çevresel şartlar toplumsal olarak oluşturuldu. Burada çok bir seçeneğimiz yok kurallara uymak zorundayız. Pandemi o kadar hızlı gelişen bir durum ki dolayısıyla sonuçları çok hızlı şekilde geliyor. Bu durum önlemle biraz düzelmeye girse, insanlar yine rahata vermeye başlayacak. Nasıl ki trafikte bana bir şey olmaz düşüncesi var pandemide de bu olacak, çok çabuk alışacak insanlar rahata. Bilinçli farkındalık önemli. Bu o anda olmak anlamına gelir. Ana görevinizin güvenli araç kullanmak olduğu unutulmamalıdır.” dedi.

 “ŞEHİRLERDEKİ TRAFİĞİN AZALMASI ‘BU SÜREÇTE BEN DE VARIM’ DİYEN VATANDAŞLARLA SAĞLANACAKTIR”

Pandemiyle birlikte değişen şehir hayatına yönelik açıklamalarda bulunan Şehir Plancısı Doç. Dr.  Kevser Üstündağ, değişim için bireylerin katılımına dikkat çekti. Üstündağ, “Salgın dönemi bize çok şey öğretiyor. Değişim ve dönüşüm şehrin planlanmasıyla ilgili olduğu kadar içinde yaşayan bizim ile de çok ilgili. Bizim bir arada ortak yaptığımız çalışmalarda değişim ve dönüşüm vardı. Şehirlerdeki trafiğin azalması sadece yetkililer ve uzmanların yapacağı iş değildi. ‘Bu süreçte ben de varım’ diyen vatandaşlarla olacaktır. Biz de bu süreci böyle gördük. Geçtiğimiz dönemlerde ‘bir tek ben mi araba kullanıyorum, çevre kirliliğini ben mi önleyeceğim?’ diyen kişiler, pandemiyle beraber farklı düşünmeye başladı. Salgın bu konuda çok önemli. Yani biz çözümün içinde var olursak birlikte çözüm üretebiliriz. Bir şeylerden feragat etmenin zamanı. Daha çok araba ve daha ok bireysel yolculuk şehrin kalabalıklığının ve trafiğin asıl sebebi. Örneğin İstanbul’da 4 milyon ehliyetlinin kendi araçlarıyla trafiğe çıkmasındansa onları taşımak gerekiyor ki bu da belediyelerin toplu taşıma kapasitelerini geliştirmesiyle sağlanmalı.” dedi.

“20 YILDIR KONUŞTUĞUMUZU SALGIN YAPTI; ULAŞIM, İNSAN ODAKLI HALE GELDİ”

Salgınla birlikte her şeyle beraber ulaşımda da bakış açısını değiştiğine dikkat çeken Üstündağ, “Salgın sonrasında yapılan birçok uygulama ile ulaşım, 20 yıldır konuştuğumuz insan odaklı ulaşım ve organik ulaşım kapsamında, insanı temel alan bir ulaşım sistemine dönüştü. Biz normalde insanı boş verip aracın bir yerden bir yere ulaşmasına odaklanmıştık. Yeni teknolojilere adapte olma konusunda gençler daha başarılı, gelecekte onların bizden öğrendikleriyle çok daha iyi şeyler yapacaklarına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

@radyotrafik